Yeni Sayfa 4

 

 

Güncel Haberler

Foto Galeri

 

AŞIK SEYR  1807-1866

ŞİİRLERİ

 

AĞLAMAKTIR BENİM HALİM

Şu kimsesiz sahralarda
Diken oldu gülüm benim
Gizli gizli tenhalarda
Ağlamaktır halim benim

Gülü dikene katalı
Diken elime batalı
Yar beni yardan atalı
Bükülmüştür belim benim

Ari geçmez çiçeğinden
Çiçek geçmez biteğinden
Erenlerin eteğinden
Kesme Rabbim, elim benim

Yedim acı teresinden
İçtim kanlı sırasından
Seyrani gam deresinden
Cüs eyledi selim benim

AĞLAR GEZERİM

Aşkın derdine düşeli
Mecnunum dağlar gezerim
Katram kaynayıp coşalı
Sel oldum, çağlar gezerim

Pîr eşiğin bildim Kabe
hatası var ise tövbe
Derd ile erdim Eyyüb'e
Yaramı bağlar gezerim

Kimi baydır, kimi geda
Cümlesine yaran Hüda
Yusuf'umdan düstüm cüda
Yakub'um ağlar gezerim

Seyrani, aşkın Tur'unda
Tecelli gördüm nurunda
Gerçeklerin huzurunda
Çürüğüm, sağlar gezerim
  AŞKIN ÇİLESİ

Ben bu askin çilesini
Yanar çektim, tüter çektim
Yedim gonca sillesini
Bülbül gibi öter çektim

Dizgin etsem gönül atın
Geçer gögün yedi katın
Yalan dünya maslahatın
Kah bitmez, kah biter çektim

Seyrani, bilmem mert midir
Yoksa cana cömert midir
Eyyub'un derdi dert midir
Ben ondan besbeter çektim

AŞKIN ELEĞİ


Aşkın eleğini aldım elime
Çalkamadan unu eler eleğim
Dil ağlar avunmaz pîr-i velime
Beşiğine niyaz edip belerim

Beşik bulunmazsa pîrin evinde
Salıncak çok şah'ı Merdan
Ali'mde
Demir asâ aşındırıp elimde
Ayağıma demir çarık delerim

Terk eyledi gönül kuşu yuvasın
Bulamadım ben bir yayla havasın
Buluncaya kadar derdim devasın
Elbette ağlarım sanma gülerim

Ey Seyranî sağmal ile yozumu
Sınamışım taşlı değil düzümü
Arzularım ben bulamam kuzumu
Dertli dertli koyun gibi melerim

  AYNA ETME YÜZE BENİ

Efendim almis züğürtlük
Kaşa beni göze beni
Sürükler yıl cepte dörtlük
Yaz bahar kış güze beni

Dedim züğürtlük celebi
Nedir ezdiğin sebebi
Ben değilim yoğurt gibi
Yağım çıkar öze beni

Ates belli yakışından
Günlük belli kokuşundan
Muflisliğin yokuşundan
Kurtar çıkar düze beni

Dedi dinlemem ben çene
Bakalım beşyüze bine
Al da nişangahı dene
Çesmin süze süze beni

Değil simdi ara ile
Padisahlık para ile
Sikke ile tura ile
Muhtaç sanma söze beni

Seyrani'ye şöyle böyle
Ne sucu var ise söyle
Şanına düşeni eyle
Ayna etme yüze beni
ESKİ LİBAS GİBİ

Eski libas gibi aşıkın gönlü
Söküldükten sonra dikilmez imiş
Güzel sever isen gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş


Bülbül daldan dala yapıyor sekiş
O sebepten gülle ediyor çekiş
Askın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete kadar sökülmez imiş

Sevdiğim değildin böylece ezel
Askınım bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik saydığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş

SEYRANİ' nin gözü gamla yaş imiş
Benim derdim her dertlere bas
imiş
Ben bağrımı toprak sandım,taş
imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş
  DESTAN

Edelim nazmile bir hoşça destan
Dinlesin tâlib-i destan olanlar
Verirse de nazmım cahile siklet
Kadrim bilir sahib-i irfân
olanlar

Görmüş yok cihanda cahilden vefa
Vefa umup etme kendine cefa
Olur mu insana zehirden şifa
Fikr'etsin gönülden ihvan
olanlar

Sultan isen koyma boynunda vebal
Her işin sonunda var elbet zeval
Bir mezaristana git eyle sual
Kimdir o hâk ile yeksan olanlar

Niçin garip oldu hükm-i şeriat
Kadı'nın müftünün yediği rüşvet
İçkiden zinadan cahile nevbet
Vermiyor hafız-ı Kur'an olanlar

Küçük lokma ile dolmaz avurdu
Ne yaman insanı kastı kavurdu
Cihanın külünü göğe savurdu
Geçti sadarete hayvan olanlar

Bizleri bu ateş haşredek yakar
Sanma şimdi sular engine akar
Borcunu zannetme gırtlağa kadar
Ezelden kalbine ferman olanlari
Alırsın rengini yeşilli morlu
İlletin yok iken olursun çorlu
Kılıç vuran düşman olursan zorlu
Kurtulmaz sahib-i kalkan olanlar

Kimsenin kimseye yoktur sâyesi
Katıldı sütlere cehlin mâyesi
Tilkiye verildi aslan pâyesi
Tilki gölgesinde aslan olanlar

Herkes belâsını azdı da buldu
İnsanda evvelki sadakat n'oldu
Eski sarayları beğenmez oldu
Yere sığmaz oldu sultan olanlar

Çarh-ı felek daim dönüp öğünmez
Dönerse de dahi eyliğe dönmez
Yedi derya suya dökülse sönmez
Bu zulmün nârından sûzan olanlar

Seyranî kâmiller ta'nın eylesin
Cahiller, nutkun zemmin söylesin
Bundan âlâ destan yapıp peylesin
Şairlikte merd-i meydan olanlar
  DEVE YÜKSEK ATAMADIM URGANI

Deve yüksek atamadım urganı
Üşüdükçe çek başına yorganı

Aman aman aman Develi
Sordum aslı nereli
Porutakal çeneli
Ah nerelerde bulursan
Oralarda yemeli

Çek deveci develeri yokuşa
Siyah perçem ak gerdana yakışa

Aman aman aman Develi
Sordum aslı nereli
Porutakal çeneli
Ah nerelerde bulursan
Oralarda yemeli

Çek deveci develeri sulansın
Sulansın da akan çaylar bulansın

Aman aman aman Develi
Sordum aslı nereli
Porutakal çeneli
Ah nerelerde bulursan
Oralarda yemeli
ELİNDEN GELİRSE

Allah'ın emrine mutiim dersen
Resûl'ün emrine itaat eyle
Helâl haram demez bulduğun
yersen
Mü'minlik sözünden feragat eyle

Zahm-ı aşka gelip merhem sarmağa
Ferhâd olup bir gün bağrın
yarmağa
Kudretin yoğise Beyt'e varmağa
Gönül Beytullah'tır ziyaret eyle

Kulun rızkın verir hazret-i Bâri
Açılan gülleri incitmez hârı
Kötülük değildir er kişi kârı
Kemlik edenlere inâyet eyle

Kalbini geniş tut sıkma Seyranî
Rıza-yi Bâri'den çıkma Seyranî
Gönül beytullahtır yıkma Seyranî
Elinden gelirse imâret eyle
  GÖRÜNÜR

Bir aynaya kılsam nazar
Sağ tarafım sol görünür
Padişahlar ferman yazar
Tatarlara yol görünür

Hele ölüye olmaz tabut
Atlas eskir olur çaput
Olsa ak çuhadan kaput
Eskiyince çul görünür

Eğer Seyranî'nin yari
Olsa huri, melek, peri
Gönül sevmedikten geri
Kız olsa da dul görünür
HAK YOLUNA GİDENLERİN

Hak yoluna gidenlerin
Asa olsam ellerine
Er, pîr vasfin edenlerin
Kurban olsam dillerine

Torunuyuz bir dedenin
Tohumuyuz bir bedenin
Mûnkir ile cenk edenin
Silah olsam ellerine

Bir üstada olsam çırak
Bir olurdu yakın ırak
Kemiğimi yapsam tarak
Yar saçının tellerine

Vücudumu kavursalar
Yönüm yare çevirseler
Harman edip savursalar
Muhabbetin yellerine

Vakit kalmadı durmağın
Kaldır Seyrani parmağın
Deryaya akan ırmağın
Katre olsam sellerine
  KARA YÜZLÜYÜM

Gönül serden geçer yârdan
geçemez
Bağlanmış ikrâra kavi özlüğüm
Her sözüm dinliyen özüm seçemez
Sırat köprüsünden ince sözlüyüm

Benim sözüm çürük değil sağ gibi
Çürük sözler erir akar yağ gibi
Üzerinden kervan geçer dağ gibi
Yokuşluyum sanma beni düzlüyüm

Yolcu ateş yakmak ile yol yanmaz
Erenlerin dokuduğu çul yanmaz
Cehennem'de günah yanar kul
yanmaz
Ben günâhtan sürmelenmiş
gözlüyüm

Sığındım Seyrânî kayyum-u ferde
Aşk-ı sevda ile düştüm bu derde
Tuttum günâhımdan yüzüme perde
Rabb'im divanında kara yüzlüyüm

Seyrani aradım onu her yerde
Aşk-ı hakikatla düştüm bu derde
Tuttum günahımdan yüzüme perde
Rabb'im divanında kara yüzlüyüm
KARA GÖZLÜM

Aşkın arısına düşürme telaş
İster isen benden bal, kara
gözlüm
Muhabbet dilersen semtinde dolaş
Dilemezsen gamda kal, kara
gözlüm

Er gerektir erin kadrin bilmeğe
Âşık gerek mâşuk gülün dermeye
Mevlâ kul keyfince meyva vermeye
Kaadir yaratmağa dal, kara
gözlüm

İnsan dedikleri hep bir soy imiş
Kudret ölçüsünde hep bir boy
imiş
Gönül kimi sever güzel o imiş
Sen haktan dileğin al, kara
gözlüm

Yükseklerde taşkın esne, yel
gibi
Bulandırma Seyranî'yi, sel gibi
Haddeden çekilmiş demir tel gibi
Çek beni bağrına çal, kara
gözlüm
  KEFİL

Bilmediğin nâsa olursan kefil
Acını kesemez tarçın zencefil
Düşer itibardan olursun sefil
Cürümlerin süt kardeşi kefalet

Misafir bulursan hanene getür
Bir içim su ile keyfini yetür
Bir mümkün hâceti olsa bitür
Sen tig-i emrine eyle itaat

Örtülmüşü açma, açığı örtme
Er isen Seyranî bir can ürkütme
Hasisin, bahılın gayretin gütme
Sonradan görmüşten alma emanet
KISMET OLAN

Can ipini ten yükünden
Saran kirmen ular bir gün
Sulu yalçınlar önünden
Açılan gül solar bir gün

Gül dalında diken yarar
Diken güle vermez zarar
Toprak bir gün başın tarar
Yolar saçlarını bir gün

Dünyâ olur bir gün harâb
Ne bülbül kalır ne gurâb
Rızka sebep olan türâb
Gözlerine dolar bir gün

Kudret koçunu koynuna
Katmış seyreder oynuna
Ecel kulların boynuna
Habersizce dolar bir gün

Acı tatlı yenmez olur
Yalan gerçek dinmez olur
Taş çarhıla dönmez olur
Hep kesilir sular bir gün

Çal Seyrânî durma sazın
Hakk'a eyle sen niyâzın
Sana secdesiz namâzın
Kısmet olan kılar bir gün
  KOŞMA-1

Sahte bir cilveyle gülme yüzüme
Candan muhabbetin var değil bana
Gelip görünsen de kahi gözüme
Derin aşkla gönlün yar değil
bana

Hatırımı hasta iken sormaya
Geldin mi şer düşüm hayra
yormaya
Sevdin birden bire geri durmaya
Sana namus amma ar değil bana

Gönülde parlarken ümmid-i vuslat
Beynimize düştü ateş-i firkat
Aşkımın şiddet-i narına nisbet
Cehennem ateşi nar değil bana

Güllerin elinden gelse bitmemek
Seyrani bülbülde olsa ötmemek
Ateş-i aşkınla yanıp tükenmek
Elden gelse bu aşk kar değil bana
KOŞMA-2

Hüsne magrur olma ey yüzü mahım
Niceler yokuştan inişten geçti
Kar etmedi sana feryad u ahım
Tir-i ahım kuh-ı keşişten geçti

Seni bi-mürüvvet seni bi-vefa
Kim kime etmiştir ettiğin bana
Şimdi de yar olmak istersin amma
Nideyim sevdiğim iş işten geçti

Benden sana izin ey gözü afet
Var kimi istersen eyle mahabbet
Şimdengeri sen sağ ben selamet
Seyrani bu alış verişten geçti
  KOŞMA-3

Cana, cananımdan yakın kimse yok
Ten zahirde göze hicap görünür
Dilden çıkan sözün her biri bir
ok
Kimi günah, kimi sevap görünür

Hak her canı bir cisimle sınadı
Can cevheri Hak'tır etme inadı
Dest-i kudretinde çarhın kanadı
Bize döndürdüğü dolap görünür

Her gülün kokusu kendi özünde
Zanneyleme yokuşunda düzünde
Hak'kı buldum ariflerin sözünde
Hak söz Seyrani'ye kitap görünür
KOŞMA-4

Acep güzel sana neyledim bilmem
Sensin bu dertlere daldıran beni
Gözüm yaşlı kaldı ağlarım gülmem
Yok elimden tutup kaldıran beni

Yar zülfünden bana gelen kokunun
Sebep ne ki hatırıma dokunun
Bu alemde yine mihnet okunun
Sensin nişanına aldıran beni

Biz aşıka sultanlığın, hanlığın
Ne dostluğun belli ne
düşmanlığın
Değil midir senin kalpazanlığın
Böyle mihenklere çaldıran beni

Mimar olan elin çekmez yapıdan
Biçare Seyrani geçmez kapıdan
Aşkın gemisine edip kapıdan
Sensin deryalara saldıran beni
  KOŞMA-5

Merhemlerin telef etme tabibim
Yarelerim kabul etmez sar benim
Tecelliden böyle imiş nasibim
İşim gücüm oldu dert ü gam benim

Can havfından geçit yere
varılmaz
Selamet geçmeye köprü kurulmaz
Kızılırmak gibi asla durulmaz
Hasret ile akan gözden nem benim

Cefa ile hasret bizi tartıyor
Gurbet ilde ar perdesin yırtıyor
Aklıma düştükçe gamım artıyor
Yar ile sürdüğüm gizli dem benim

Seyrani geçmiş gün geçmez
destime
Rabbim kavuştura çeşm-i mestime
Gam keder gurbette bindi üstüme
At gibi ağzıma taktı gem benim
MAHKEME MECLİSİ

Mahkeme meclisi icat olduğu
Çeşme-i rüşvetin akmaklığından
Kaza bela ile alem dolduğu
Kazların kadıya uçmaklığından

Selefin rüşvetle hüccet yazması
Halefin anlayıp hükmün bozması
Yıkılan binanın birden tozması
Asıl sermayenin topraklığından

Asıl sermayeyi niyabetleri
Emval-i eytamdır ticaretleri
Davet-i rüşvete icabetleri
Sıdk ile gönlünün alçaklığından

Bülbülün aşkıdır dalda öttüğü
Çobanın sütedir koyun güttüğü
Toprağın Habil'i kabul ettiği
Şüphesiz yüzünün yumşaklığından

Dünyadan ahrete gidip gelmemek
Olması iktiza eder ölmemek
Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyrani gafilin ahmaklığından
   NE BİLSİN

Ateş vapurunu icat eyleyen
Yelken açıp yel kadrini ne
bilsin
Süleyman dır kuş dilini söyleyen
Her Süleyman dil kadrini ne
bilsin

Hayvanlarda bir kaç çeşit
fıkralar
Kimi düzen aşar kimi yorgalar
Gübreliğe inip kalkan kargalar
Has bahçede gül kadrini ne
bilsin

Seyrani babanın beli büküldü
Ağzının içinde dili döküldü
Davud nebi haddesinden çekildi
Saz çalmayan tel kadrini ne
bilsin
NEDEN AĞLAR

Ne hikmettir, şu dünyaya
Gelen ağlar, giden ağlar
Soralım yolsula, baya
Aslı nedir, neden ağlar

Ömrümün defterin dürdüm
Hakipaye yüzüm sürdüm
Bir acayip kale gördüm
Burc-u baru, benden ağlar

Bir deveci yeder deve
Yularından seve seve
Birbirinden eve eve
Deve ağlar, yeden ağlar

SEYRANİ'ye acap n'olmuş
Derunu dert ile dolmuş
Kimi etmis kimi bulmuş
Bulan ağlar, eden ağlar
  NERDE

Yerin gögün ismi cismi yok iken
Bir ezan okunur sadâsı nerde
El ermedik göz görmedik bir
nesne
Yapılmış kubbesi hudâsı nerde

Bazı aşıklarda kendisin över
Kamilin cevabın biri bin değer
Cümle kitap gökten inmezden
evvel
Bir kur'an okunur sedâsı nerde

Gözlerinden akan kanlı yaşlarda
Katrasında dert bulunur başlarda
İlham derler bir kuş vardır
kuşlarda
Gökten yere inmez yuvası nerde

Çok ahdettim konamadım bu dala
Yok imiş ikramı Hayyalesselâ
Ucu bulunmadık böyle bir mânâ
Söyle kul Seyrânî ustası nerde
OLAYIM

Beni çıkarma gönlünden
Kulun kurbanın olayım
Karanlıkta cân ü dilden
Şem'i sûzanın olayım

Eser ise seher yeli
Irgalanır zülfü teli
Dudu gibi açıp dili
Oku fermanın olayım

Aldı aklım kaşın yayı
Divâneden gedâ bayı
Ak döşüne bu ednâyı
Takın gerdanın olayım

Zülfünün telleri tûba
Seyranî canım merhaba
Dokunursa bâd-ı sabâ
Örtün yorganın olayım
   İŞİN SEBEBİ

Bir sulu çeşmenin başına vardım
Testime bir damla suyu akmadı
Arzuhalim şaha uzatıp verdim
Merhametle nazar edip bakmadı

Çeşme boğazına halkasın takar
Benden gayrısının kabına akar
Cümle tiryakiye kav çakmak çakar
Bir çakım kavcık da bana çakmadı

Kerbelâ halinden olmuşuz âgâh
Susuz şehit etti Yezid-i gümrâh
Fırat ırmağında bir damla eyvâh
Merhamet tesbihin delip takmadı

Seyranî var her bir işin sebebi
Dolaşıktır ikbalinin kelebi
Fakrın uykusuna yatmış Arab'ı
Yâ kıyamet demiş yatıp kalkmadı
SUAL

Eylen hocam eylen bir suâlim var
İz'an nedir erkân nedir yol
nedir
Seni bana gayet fazıl dediler
İçerimde bir yaram var bil nedir

Cennet'in kapısın Sallallah açar
Şeriat işini Muhammed (s.a.v)
seçer
Seksen bin evliya yurdundan
göçer
Onları bekleten mutlu kul nedir

Muhammed (s.a.v) dinidir
taptığım tapı
Bozulmaz Mevlâm'ın yaptığı yapı
On iki bahçede kırksekiz kapı
Eşiği bekleyen iki kul nedir

Kıldan ince derler sıratın yolu
Önünde devletli ardında Ali
Üç yüz altmış birdir selvinin
dalı
Dalında açılan iki gül nedir

Başına bağlanmış al yeşil çember
Kokuyor ağzında misk ile amber
Seksen bin evliya yüzbin
peygamber
Önünde gidiyor iki kul nedir

Seyrânî der diyâr diyâr gezmedim
Kalem alıp kaşın gözün yazmadım
Elim ile bir gemicik düzmedim
Gemi nedir derya nedir yol nedir
  YOSMA BAKIŞIN

Ey sevdiğim, artık yeter
Bana yosma bakışın var
Ateşlerden daha beter
Aşıkları yakışın var

Erdin güzellik çağına
Bağladın zülfün bağına
Bizi hüsnün ayağına
Nal mih gibi çakısın var

Sağlıktır her işin başı
Sabırdır ekmeği, aşı
Aferin ey gözüm yaşı
Yar yoluna akışın var

Güzel, senin hüsnün sebep
Olup, gören eyler talep
Cennetten mi çıktın acep
Tavus gibi nakışın var

Güzellerin çok gencisin
Seyrani'ye birincisin
Aşk ipine zevk incisin
Güzel delip takışın var
ZAMANE

Asırda acaip işler çoğaldı
Bilmem bu işleri kimler ediyor
Dünyayı hep rezil köpekler aldı
Gelen ümeraya karşı geliyor

Buğday unu beğenmiyor enikler
İplikten aşağı düştü ipekler
Hep sedire geçti itler köpekler
Hânedan ayakta hizmet ediyor

Koltuk kılı fark olmuyor
sakaldan
Tüccarlar aşağı indi bakkaldan
Aslanlara çoban düşmüş çakaldan
Şimdi aslanları çakal güdüyor

Mekteple medrese ortadan kalktı
Meyhane kerhane meydana çıktı
Ar namus denen şey ortadan
kalktı
Şimdi kişi bildiğine gidiyor


Sarhoşlar çoğaldı kalmadı ayık
Bu asır böylece hallere lâyık
Müzevirin adı muhbir-i sâdık
Şimdi kişi bildiğine gidiyor

Şahinler yurdunu tuttu yarasa
Baklava yerine geçti pırasa
Şimdi rağbet deyyus ile terese
Zamane bunlara rağbet ediyor

Boy kürkünü beğenmiyor köçekler
Babasına akl'öğretir çocuklar
Yumurtadan burnu çıkan cücükler
Horoz oldum diye cık cık ediyor

Küçükler büyüğe çorap geydirir
Tatlıyı insana acı yedirir
Seyranî zamane böyle dedirir
Şimdi kişi bildiğine gidiyor

Döviz Kurları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ana sayfa  |  Derneğimiz  |  Develi  |  Resimler  |  Aşık Seyrani  |  İletişim

©2008 Genç Develililer Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

Telefon :  0 . 212 - 642 21 06    Faks : 0 . 212 - 644 18 25

Tasarım: ALPeMreN